Rodos

Yunan adalarından biri olan Rodos adası Türklerin sıklıkla tercih ettiği rotalardan bir tanesi. Kapıda vize uygulaması ile rahatlıkla vize alınması, Fethiye’den iki saatlik bir katamaran yolculuğuyla kolaylıkla ulaşılması bu durumun nedenlerinden bir kaçı. Aynı zamanda büyük oranda korunmuş olan eski şehri Orta Çağ’a bir yolculuk yaptığınız hissini verirken sakin koyları, zengin mutfağı, yürüyüş rotaları ile Rodos size unutamayacağınız bir tatil vadediyor.

Old Town:

Rodos eski şehri 1988 yılında UNESCO Dünya mirası listesine girmiş. Şehrin bu bölümü gerçekten iyi korunmuş. Öncelikle Büyük Ustaların Sarayı’na giderseniz orada 10 Euro ile kombine bilet alarak sarayın yanı sıra Arkeoloji Müzesi, Dekoratif Sanatlar Müzesi ve Our Lady of the Castle kilisesini de ziyaret edebilirsiniz. Salı günleri Dekoratif Sanatlar Müzesi ve kilise kapalı olduğundan biz ziyaret edemedik. Saray idare binası olarak da kullanmış. Osmanlı işgalinden sonra önemini kaybedip zindana çevrilmiş. 1865’de gerçekleşen bir patlama ile büyük zarar gören bina İtalyan işgalinden sonra restore edilmiş.

Büyük Ustaların Sarayı
Arkeoloji müzesi

Şövalyeler Caddesini hem gündüz hem de gece ziyaret ettik. Eskiden şovalyelerin ikamet ettiği binalar şu anda konsolosluk ya da müze olarak kullanılıyor. Geceleyin etrafta pek kimsenin olmaması orada yapacağınız yürüyüşü daha keyifli kılıyor. Şovalyelerin ülkelerini, konuştukları dili temsil eden yedi tane han bulunuyor bu sokakta. Her birinin girişinde bu ülkeye dair bir detay bulabilirsiniz. Aynı dili konuşan şovalyelerin bir araya gelip sohbet etmeleri, yemek yemeleri, misafirlerini ağırlamaları hedeflenmiş.

Şovalyeler Sokağı

Süleymaniye Camii bayram namazları haricinde sürekli olarak kapalı konumda ancak binaya dışardan bakmak mümkün. Saat Kulesi (Roloj)’ne 5 Euro ödeyerek çıkmak mümkün. Bilet ücretine alkollü ya da alkolsüz bir içecek de dahil.  Hafız Ahmet Kütüphanesi’nin bahçesi biraz soluklanmak için keyifli bir yer. Hipokrat Meydanı’nda bulunan Davinci Artisan Gelato adlı dondurmacıda sizi kararsız bırakacak bir çok seçenek var ama ben bitter çikolata sevenlere Dark chocolate orange aromalı dondurmayı tavsiye ederim. Meydan alışveriş yapmak ya da gece eğlenmek ve yemek yemek yemek isteyenler için güzel bir adres. Sokratous Garden’ın bahçesi Frappe ya da meyve- sebzeli kokteyller içebileceğiniz hoş bir mekan.

Evangelismos Kilisesi/ Mandraki Limanı/ Rodos Heykeli ve Yel Değirmenleri:

Evangelismos Kilisesi

Ada İtalyan işgali altında iken inşa edilmiş kilise Mandraki Limanında yer alıyor. Gotik mimari örneklerinden olan bu kilisenin içini de ziyaret edin. Limanda yapacağınız minik bir yürüyüşle Ortaçağ’dan kalma yel değirmenlerine ulaşabilirsiniz. Rodos heykelinin aslını göremeyeceksiniz maalesef çünkü deprem sebebiyle yıkılmış. Bu heykel yerine temsili olarak iki sütun üzerine geyik heykelleri dikilmiş. Eskiden Rodos heykelinin bir bacağı ilk sütunun diğer bacağı ise karşıdaki sütunun üzerinde bulunurmuş. Şehri koruduğuna, birlik ve beraberliği temsil ettiğine inanılırmış.

Lindos:

Lindos köyünün çarşısında biraz alışveriş turu yaptıktan sonra Akropolis’e doğru yol alın. Bu Akropoliste sizleri Athena’ya adanmış bir tapınak ve Aziz John kilisesinin kalıntıları karşılayacak. Denizden 116 metre yükseklikte bulunduğunuzdan karşınızdaki manzara hoşunuza gidecek. Giriş ücreti 12 Euro, ancak uluslararası bir öğrenci kimliği ile 6 Euro ile giriş yapmak mümkün.

Lindos’ta bulunan restaurantlarda rooftop denilen manzarası güzel çatı katı bahçelerinde yemek yemeniz ya da bir şeyler içmeniz mümkün. Kalamar yemenizi ve Yunanistan’ın milli içkisi Uzo’yu denemenizi tavsiye ederim.

Saint Paul’s Bay/ Agios Pavlos Beach:

Lindos’da bulunan bu güzel koyda mutlaka ama mutlaka yüzün. Lindos Akropolisi’ne de bakan bu koy sakinliği ve suyunun berraklığıyla sizden de tam puan alacak. Bizim açık ara en beğendiğimiz plaj bu oldu.

Yedi Pınar/ Seven Springs:

Karanlık ya da kapalı yer fobiniz yoksa ayaklarınızı suya daldırarak 186 metre uzunluğunda karanlık tünelde yürüyerek yedi kaynaktan beslenen göle ulaşmak oldukça keyifli. Oldukça küçük bir şelalesi de var buranın.

Kelebekler Vadisi/ Butterfly Valley/ Petaloudes:

Haziran-Ağustos ayı içerisinde aynı türden binlerce kelebeğin uçuştuğu bu vadide dolaşmak ve ardından tepedeki manastıra tırmanmak yazın sıcağında yorucu ama keyif alacağınız türden. Başta kelebekleri ağaç gövdelerinden ayırmak zor çünkü ağacın gövdelerinde turuncu kanatları açık değilken onları ayırt etmek zor ancak gözünüz alışınca onları rahatlıkla farkedebileceksiniz. Bazen yüzlercesi birden uçuşmaya başlayacak ve siz buna şahit olursanız inanılmaz keyif alacaksınız. Kelebekler vadisinden Kalopetra adındaki bir manastıra çıkabilirsiniz. Hava sıcakken zorlayıcı bir parkur. Bu manastıra çıkmak için tren de kullanabilirsiniz. Benim tavsiyem mümkün olduğunca yürüyüş yaparak parkuru tamamlamanız çünkü vadinin bu kısmında daha fazla kelebek çıktı karşımıza. Ancak illa ki manastıra kadar da gitmenize gerek yok. Manastıra araba ile de ulaşım mümkün.

TsambikaBeach/ TsambikaMonastery:

Tsambika köyündeki Tsambika manastırına ulaşmak yaz sıcağında ciddi bir efor gerektiriyor. Ancak sonrasında Tsambika’nın yumuşak kumlu plajında kendinizi ödüllendireceğinizi düşünürsek 🙂 sizi kimse tutamaz!! Biz gittiğimizde deniz biraz dalgalıydı ancak yine de keyif aldık.

Simi Adası:

Rodos’tan Simi adasına geçilebilir. Alacağınız feribot bileti ile Panormitis manastırında da mola verildiğine dikkat edin. Adanın bir başka ucunda bulunan bu manastıra da bu yolla gitmeniz sizin için bir avantaj olacaktır. Bizim gemimiz önce Panormitis’te yaklaşık 45 dakikalık bir zaman tanıdı bize. Bu süre de manastırı ziyaret etmemiz için yetti. Bu manastır Ortodokslar için en önemli hac yerlerinden bir tanesi. Zaten hac amacıyla gelen insanların birtakım ritüelleri yerine getirmeye çalıştıklarını gözlemleyeceksiniz manastırı gezerken. Ardından gemimiz tekrar hareket etti ve bu sefer Simi Adası’nın merkeziydi ikinci durağı.

Ada’ya yanaşırken pastel renkli evlerin manzarası hoşunuza gidecek. Gemiden indiğinizde merkezde ufak bir tur attıktan sonra KaliStrata (Neo-Klasik Evler)’ya yönelin. Sizi önce mavi renkli daha sonra beyaz renkli merdivenler karşılayacak. Oradan yukarıya doğru tırmanmaya başlayın. Yanınızda su bulundurun. Hava sıcak ise biraz zorlanmaya hazır olun. Ancak rengarenk evlerin, sokakların içinden geçmeniz sizi bu yürüyüşü tamamlamaya motive edecek.

Parkurun sonunda sizi Megali Panagia kilisesi karşılayacak. Ziyaret ettiğimizde kapalıydı ancak hemen önünde oturup manzarayı izleyip tekrardan dönüş yoluna geçtik. Yol üstünde bulunan kafelerde soluklanıp bir şeyler içebilirsiniz. Biz The Olive Tree Cafe’yi tercih ettik. Çalışanlar tümüyle kadın ve oldukça kibar insanlar. Ev yapımı içecekleri leziz.

Ada’da limana yakın tavernalarda kabuğuyla yenen minik Simi karideslerini de deneyebilirsiniz.

Canan Evecen


Rodos” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s